Salı, Ağustos 14, 2007

Yase'mine

geçti derinden
bir göz açması zaman...

yarım kalmış tüm rüyaların
faturası tammış öğrendik.

acıtan yürekleri
ne sevdalar
ne de orada duran sevdalıklar
hepsi yaşanmamış hayallerimizmiş öğrendik.

ne aşk masallarıyız kalan
nede aşka koşan eski çocuklar
öylece yüreklerimiz...
tenhada duran, savunmasız ruhlarımızmış öğrendik..

otuzbeş koca yılın tecrübe kaftanı gelirde
alıp omuzlarımıza koyacağını bilmez ruhun
yaşam masal gölgesini çeker gece karanlığı gibi
önünde duran koca bir hayat
bunca yılın acısı, neşesi, aşkı!
birleşti.

ağustos sıcağı olduğu gün hayat
vazgeçmeler ustası yüreklerimize
en mahçup kabullenişle kurulan olgunluklar zamanı...
kaftanı omuzlara koymadan
geçmişin kumlu yollarının ardından
olgunluğun zamanına merhaba!!!
otuz beş yıl önce
iyiki geldin hayata
en sevgili yase'mine..

Perşembe, Ağustos 09, 2007

çırpınış

bir bahar telaşı yazdan sonrası
yaşamın son anları işte o sonbahar
gidecek miyim senden yoksa kalacak mıyım yekten
belirsiz gölgen sessiz infialin tüm tasası yüreğin
bulutsuz yağmur olur mu söyle?
yağmurda ıslanacaksak bu bulutlar olacak...

sukutla açılmaz kapısı aşkın
durmam yağmursuz akşamların kırmızısı
dönecek kadar gitmedik henüz
bu durgunluğun dönüşü olmaz
ses işte bir nefeslik
öylesine bir yudum hasret
sıradan bir gülümseme
durmamak için
korkuyoruz.... ve bunu biliyoruz...
durduğumuz yer fırtınaya yüz tutmuş kapısı kalbin
sessizce kırılan aşk oku
fırlamaz işte uzaklara
elimizde kalan biziz
bunca zamanda geçen ömrümüz
gülmez, güldürme ne olur

durma durduğun yer aşk tadında yalnızlık
ötesi karanlık önü bulanık
burada durursan yollarım dolaşık
bir adım daha yağmura
bu bulutlar olacak işte, yağmur için toplandı
aşkı meleklerin kanadından çalıp getirecek
hava kızıl biliyorum
renkler boğuk görüyorum
ama burada durursan aşk gelmez
bir adım daha...
bu kaçamak bakışlar yetmez
su serpecek yamurlar için bir adım daha....