Pazartesi, Eylül 28, 2009

yol/ uzak bir zamanın hatırası içimde
tövebeleri ettiğim çocukluğum
yola gidene karşı yenikliğim
içimde bir çocuk bağırır kendince
kimsem olduğun için kimsesiz kalışlarım...

yalnızlıkları savuşturan bir ufuk
yokluğuna alışmak zor olacak
yollara bakmak ve özlemek

yolda bu gözyaşları...çok...
hayırla git diyorum
gidişin güz dönüşün bahar olsun.

bu yola bu gözyaşı çok
bu yolda gözyaşı yok
sensiz bu şehre alışmak zor...

Pazartesi, Nisan 13, 2009

erbab

erbabı oldum bu aşk mevzuunun,
zamana yenik düşe düşe
sevdanın hangi telinde durduğumun...

acıların, mutlululkların, sevdanın;
erbabı oldum aslında bu dünyanın.
ne ihanetlerden geçti kalp!
ne dostlukları harcadı bilmeden!

acının karşısında kıldan ince bir köprü,
koptu kopacak
erbabı oldum güçlü olmanın,
istemeden sorumluluk almanın,
ve istemeden uzaklara koşmanın.

erbabı oldum ali cengiz oyunlarının,
ali kimdi cengiz neydi demeden koşmanın.

erbabı oldum kaderime bağımlı olmanın,
çizgi çizgi yollarda durmanın,
arzuların karşılıksız kalmasının,
çekimser ve iyimserin.

kör şeytana lanet eden bir dil
ızdıraba minder seren bir ben
nasıl başladıysan öyle işte kader
değişmemenin serin sularında,
alışkanlığın olduğunuda öğrendim.

erbabıyım kendi hayatımın
kendimi nasıl kanırtarak acıttığımı biliyorum!
bilmenin inceliğinde,
aşkla dolan hasretlerimi yanıma aldım.

bir uzmanlığın yalnızlığında
yaşıyorum hayatı.

bir tek yaşamanın erbabı olamadım,
unutmanın,
günü yaşamanın.
gelip geçiyor işte zaman,
birde yaşamayı öğrendiğimde
kaybedecek hiç bir şeyim olmadığında,
yaşamı alacak azrail benden...

bunuda sezdim ama ne çare
aşk adında ki deliliğim bende...
geçit vermiyor işte...

Çarşamba, Nisan 08, 2009

bir gün önce yok saydıklarım
bugün büyüyor gözümde
dün yok olan bugün var
dün ufukta bir çizgi hayat
bugün bende yanan bir meşale
yazdıklarım ne kadar ben
yazmak ruhumun kapısında bir serinlik
içi dışı bilinmez sular gibi
ne kadar derinlerdesin?
ne kadar uzaklardan gelir sesin...
hasretle yanan bir benim işte bir de sen
sen yandığında ben yok oluyorum
ben yandığımda hayat
sen güldüğünde hayat oluyor
ben güldüğümde sen
bir yukarı bir aşağı gitgeller
gittiğin yerler
gittiğim yerler
yokluğun kalbimden geçeli beri
uzaklarda bıraktım kalbimi
bir sen gel
birde senin serinliğin ruhuma
aşk kadar eski hasretim
bilmezdim bunlarıda
aşkın bu renginde hiç gezmedim
aşkın aşk olan renginde duruyorum
fırtına öncesi sessizlikti sessizliğin
yokluğun fırtınam
dayanamadım
bu sözler ruhumun eşiğinden bir satır
önü ardı sen olan sevdalardayım
dün bilmezdim aşkını
bugün seninleyim
bugün aşkım sen kokan makamında
uzak diyarların gölgesinde
sesini bildiğim bir adamın
aşkından geçmediğim rüyasında
sevdanın en tatlı makamındayım.
sessizce aşk diyorum dilek çekmesinde
sen doluyorsun sulara....
sen oluyorsun her yer
kainat sana dönüyor....
seni sevmenin tanrısal tadında
ben bir meltemde
geziniyorum.....

Salı, Şubat 24, 2009

"neyaptın sen" dedi o ses
korku içimde dolanan bir bilinmezlik
neye doydum , kaçtığım ne idi
elveda dedim sana evet
aslında kal dedim her kadın gibi

gitmeni istemedim
ama gitmelisin!
seni öyle çok özleyeceğimi de bilmelisin
çekip gittiğin yerler sıcak buzdan
kaleleri dar yollardan ibaret
yine de çekip gitme sen
git dedim! aslında gel diyecektim
git derken gel dediğimi bil istedim
bu gidişine sabrım yok bil istedim
gidişinde aşkla dol ve gel istedim
bilmen gereken tek şey
adın dilimde.. seni çok özledim..

Pazar, Şubat 08, 2009

taraf olmanın en mahçup tarafsızlığı
ergen telaşıyla kendimize verdiğimiz sözler

çıkma karşıma ey aşk
elveda demenin ağırlığı bende!
benim anlamamdan daha daha yavaş,
hangi korkum ateş oldu bende
sözlerin en çekingen hali düştü dillere...
"aşk olmayacak..."

alev alev yanacak içimde tarafgir tavrım
en özlediğim hallerin
şimdi en uzağımda durması lazım...
yoksa ben yanamam
yandıkça bu olamamış parıltı,
bu gözlerde duran boşluk
olan bitenden daha mahcup...
yoksa ben aşık olamam
ey kalbi inceliklerde boğulan adam...
çekil en ön saftan
en suni telaştan
yoksa ben sende aşkla duramam...

Cumartesi, Şubat 07, 2009

biz çocuktuk o zamanlar,kimsenin bilmediği kadar büyüktük aslında
gözlerimizde hapsolmuş özgürlüğümüz, şarkılarda uçuşurdu
farkında değildik ekmekle suyun zorluğunun
gece ile ile gündüzün uyumunun
ve adı aşk olan sevdalarda boğulmanın zorluğunun

çocuktuk oysa umutlarımız gerçekti
gerçekler umutlarımızın gölgesi
sevgi kadar yalnızdık en çok
ellerimiz tutuştukça hasret yol olurdu
kalplerimiz gün ışığından şeffaf sevdalarda dururdu

kaç gece geçti büyüdük
kaç gece yıldızların uzak evlerde ki lambalar olmadığını anlayalı beri
kaç umut söndü kalbimizde
kaç gündüz ekmek ve su için koştuk
kaç baharı savdık içimizden kaç yazın sonu kış oldu kaldı

ilk okuduğum şiir...papatya
çocuk dünyamın güzellikleri.
sonra o saf kalplerimizin ilk çarpınışı
sonra önümüzde ki duvarlar
sonra en uzaktakini düşlemeye başladığımızda
artık çocukluğumuz gitti kenardan...

şimdi her duygun dünden armagan sanki
bir sen gelmedin en uzaktaki.
en uzakların en bilinmezi...
adına aşk dedik.. bir zamanlar
aşk adında ki sevdalara daldık
gözlerimizde korku yüreklerimizde bir titrek can sıkıntısı
şimdi büyüdük....