Salı, Ekim 31, 2006

deneme


koşarak çaldın kapımı
sesini duymak "ahh"
gözlerin buluşmadığı diyarlarda
sesleri dans ettirmek için biliyorum.

artık sana bir zirvedeki
sivrilik kadar yakınım
anlamıyor musun?

uykusuz gecelerden
biraz şarap. biraz peynir
senin hayalin
ve özlem
yorgun düştüm yenildim sensizliğe

anlamıyor musun?
mart-2004

Pazar, Ekim 29, 2006

Aşka dair


rüzgar uğultusu yalnızlığımda
uzaklardan bir radyo sesi
ben yine sensiz yalnızlığımı yaşıyorum

sokağa çıktığımda
benim diyarımda yaşamayan
çocuk sesleri geliyor kulağıma,
uzaklardan

birden bir fren sesi acı
ölümü düşünemiyorum bile
sen sokaklarda bir yerde misin?
bildiğim yokluğunu, düşlerimde var ediyorum

zaman geçmek bilmiyor bu şehirde
geçmeli mi geçmemeli mi?
tutmak yakalamak istemiyorum

günler aylara aylar yıllara dönüşüyor
yokluğunda
sadece yalnızlık var civarımda
içimde tükenmeyen bir ümit
birden kaybediyorum.
sevdam beni sürüklemiyor
caddeler sokaklar
ölümü hatırlatmıyor
hiç bir şey olmuyor yani
sadece içimde bir özlem
ve gözlerimde
sönük bir ışık var aşka dair
1998 -Eylül

Cumartesi, Ekim 28, 2006

Reva


önce bir şarkı seçmeli
benliğimizi etkileyen bir rüyadan
içinde bir yudum aşk tadı olan
hasretlerimizi irdelemeden
kelimeleri soldurup sessizleşmeli
tut ki bir dağda yosun olmuşuz
kuzeye bakan tüm diyarlardan
uzaktan yakından güneşsiz günlerden
geldiğin en uzak yer yüreğim
oradan ötesi ölüm tadında ayrılış
kalmak için gelmelisin
hasreti kucaklayacak sözler dursun
içimizdeki seherler hasretten men olsun
koşmalarımız kavuşmanın diğer adı
sessizliğinde boğduk biz yine sevdaları

Seme


durduğu bir andı
aşkı kandırmak o an kolaydı
gözünü kırpmadan gelicekti
inanacak kadar budalaydı

kalbin sesleri zor, dili k'ordu
kurbağaların hepsi prens,
aşkların hepsi masal oldu
budalaca bir an kendine sordu

damarlarına vuran sesler
içinden seslenen sözler
kekre bir bekleyiş ti ahh
masallar oysa çok zordu

kaybedişin döngüsünde durdu
yüzü acıya yüregi karanlığa döndü
beklemek bulmak oldu
acı ruhunda bir ok oldu

budalaca bir günün akşamında
sahtekar kurbağa prens oldu

Cuma, Ekim 27, 2006

Sanrı


kimliksiz bir rüyadan uyandım
kalmadı dermanım sensizim
"bir atımlık kurşun"um nerede?
tutunacak dallarım
ruhumu akşam güneşinde mi bıraktım?

hain kurdun avı varsa
ağaçların yaprakları
ve adı " aşk" olan bir sen!

koşarak geçtim gençliğimin sokaklarından
sonunda geniş bahçeli ev nerede?

biriktirdiğim tüm çakıl taşlarım
şimdi hepsi yerlerde

kalmadı dermanın,anlatacak mecalim
seçecek doğrular mı var hayatta?
kaybeden kim? ağlayan kim? bunca insan neredeler?
sen neredesin?
sesin çınlar mı çığlıklarda
yada bir sessizlik senfonisimi çalan " aşk " adında

Tını



beni kemiren bir terkediş türküsü
içimde söyleyemiyorum adını
terkediş, senden değil benden değil
zamandan ar'i bir yok oluş türküsü
mekansız, tarihsiz

bir tutam tuzu eksik türkünün
birde sarı sıcak yazı belki
ruhumda geziniyor sessizliğini duyuyorum
hissedişi kör, elleri ağır
sessizliğin türküsü ruhumda sağır

Perşembe, Ekim 26, 2006

Terkediş


yıldızlı yalnızlık
kalabalık her yerde
koşuşturmayın durun,
acım yüreğimde
sessizlik zor mu?
terkedilmiş hayatım, tarafımdan
birinci derecede suçluyum
kalabalığımı da
yalnızlığımı da
kimsesizliğimi de
terkediyorum...

Pazar, Ekim 22, 2006

Annem


şimdi sen orada uzağımda
en eski benleri bilen kadını
en sevdiğimi
her zaman dua edenimi
uzaktan yüreğimi bilenimi
kalbimde ki elemimi
hep sorup soruşturanımı
alıpta yanına
toprağa mı gittin anne...

gitme desem kalır mısın?
ilahi yazgı bu..

son bir kere göremedim ki..
sana henüz doyamadım ki.

bu yalancı dünya da beni bırakıp
gittin mi sen anne..

nasıl dayanır bu yürek seni özlemeye
kokunun, dinginliğinin, bilgeliğinin, sevginin yokluğuna

dünyadan gitsen bile,
ruhumdan hiç gitme anne..

makamın cennet olsun benim canım annem.
22 ekim 2006 saat.06.00

Cumartesi, Ekim 21, 2006

hoş-çakal'ın anısına


hoşçakal sevgilim

geçmiş perde perde kalkıyor
acı, geçmişin tek hatırası
ailemi gurbete,yarimi yad ele
gönülsüz gönlümle verdim

vazgeçmek!
zor zanaati yaşamın. bilirim.
ilk sen olmadın vazgeçtiğim
herkesten vazgeçebilmek için
önce kendimden vazgeçtim

geçmişe bakıyorum şöyle
masal olacak mıyım sence?
sanmam!

ya gelecek!!
herşey yine olacağı gibi olacak
resimler birer birer gölge hayaller olduğunda
ne bir ahh nede bir günah kalacak belleğimizde

unutacağım
seni kendim gibi sevdiğimi
seni kendimden öte sevdiğimi
seni senden çok sevdiğimi

adı bile olmayacak "aşk" gibi
ne seni bulacağım soğuk yatağımda
nede kaderin savurduğu beni


aşkıma mezar ettiğim bedenimi
bir başkası kılacağım
sen istemediğin için sevgilim,
seni sonsuza dek unutacağım.
ekim 2002

Yok oluş köprüsü


dün gece sen geçtin köprüden
gördüm seni hiç bilmediğin bir köşeden

ayrıldığın yerdeydim
bilmeden selam verdiğin
ve bilmeden öptüğün kadın bendim.


ayrıldığın yerde ben kaldım
aklınca alıp gittin kendini
ışıkta kımıldayan sahte gölgelerin
sen olmayan ama sen bildiğim duygularım

küçüksün belki küçücüksün
belki bilerek bana küçüksün

dün gece sen geçtin köprüden gördüm!

her ışık benden bir parça
ben tekrar bana döndüm
giden herşeyin ben olduğunu gördüm

herşey dünde kaldı
ben, bendeki sen, sendeki ben
sende bilmediğim ben hiç olmamış ki...

dünümü unutmamak için çırpındım bugün
ama sen dünde kaldın

başka diyarlardasın
başka hayatlarda
başka birisin artık...

sevdiğim sen, sen değildin dün gece
sen yoktun
ben yoktum
aşk yoktu
ve dün gece
sevda çoktu sana
onu emanet edecek yürek
senden hiç gelmemiş bana

bağrımda bir çiçek
kalbimde bir ısırgan
kökleri hayata asılı kalan

aşk iplerini benden aldı
yalan dünyanın yalancı sevdasını
aşk sana verdi dün gece

köprüden geçen sendin gördüm
bilinmez bir köşesindeydim hayatın
yanında sahtekar bir demet
kalbinde bilmediğin benden bir umut

sen geçtin
ben baktım
ben döndüm yanımda aşk vardı
sen geçtin yanında ki yalancı sevdaydı.
kasım 2002

Anı


hece hece dokuyorum kağıtlara
her halim seni sevmek olalı
bitmeyen bir bekleyiş aşktan yana
ve bitmeyen bir acı sevdadan bana

günler günlere eklenirde seni bana getirir mi?
bilmediğim diyarların çingenesi
geçtiğin yollara vuruyorum kendimi
her yerde adını fısıldayan bir peri

sevda böylesine beni benden alır mı?
adını haykırdım gördüğüm dağlara
kalbimi uçurumlardan atıp
ovalarda sevda ektim ellerimle sana

tövbeler mi gerek şimdi bana
sensizliğe yapılan yemin mi duyduğum?
yüreğim kendimden ötede bir sanatkar
aşk dokuyor ilmek ilmek sevda tezgahında

kalbimi seni eriten bir ateş kıldım
üşüyorum...
bende olmayan yorgun sevgili
gidişin bende kalan son hatıramı şimdi.

gece bir sis gibi indi gönlüme
uzak diyarlardan gelir, seni çağıran sesler
bu sevda elde kalan son yürek yarası
varlığım harcadığım ateşin son köz karası.
şubat 2001

Gece diken kız


Herşeyden ağırdı hayat oysa
boynunda taşıdığı prangalar vardı
gözleri kahverengi, yüreği saydamdı
denizlerin sesi vardı saçlarında

geçmiş bir sis bulutu bulup örtünmüştü
gelecek bilinmez bir dehlizin uğultusu

yaşamıştı,
geçen yıllara inat taşıyordu korkuları
aşk adına çektiği bilinmez duyguları
çocukça boğulan, akıllıca bulduğu sanrıları

gelecek vardı hayatında
uzakta gülen bir güneş yoktu
hesaplar, faturalar, satılan hayatlar..

kimsesizliği gelirdi aklına hep
çokda gitmezdi aklından
uğruna var olacağı insanı
aşk adında ki adamı düşünürdü

incinmişliklerine eklediği sesi
yüreğine eklediği busesi
sevgilisine hazırladığı nişanesi

bir gece geldi önce
bir gece vardı önce
bir gece bitti sonra

ömrünün tüm gecelerini aldı yanına
onca yaşantıyı aldı
gecelerini kattı canına

gitti...

gidenin peşinden ağladı
gidenin ardından karalar bağladı
hayatı gidenleri beklerken
hayatı kalanın ne olduğunu anladı

ne oldu gitti?

şimdi elinde ipliği gece dikiyor gençliğine
giden tüm gecelerinin yerine
bir gece, sadece bir gece
hayatı ölüm çizgisinde izlediği
aşkı kadın yüreğine gömdüğü
bilinmeyen bir gece
eylül 2003

Ruh-en de,


ne kırların sadeliğine,
ne denizin yeşil uykusuna.

ne gecenin siyahına
ne de gündüzün aydınlığına

açık değil gözlerim! Açsana
bir adım ötemde durma
gelip koynumda yatsana.

bir adım gel bana, saplandım
Bir adım gel ,ruhumu utandır
bir adım at ve kelimelerimi sonlandır

geldiğinde tedirgin,
varlığında sevdalı,
yokluğunda uykuda olayım.

ey aşk
bir adım gelki,senle sonlanayım.

Hesap


incelmeyen ince hesaplarım var
bir dere yatağını kurutamam
ama kurutulmalı!

bir de aşk diyorum
buyursun gelsin
gönlüme kurulsun

cesaretimi salıvermek istiyorum mesela,
ölene kadar mutlu olmak da cabası...

olsun hepsi diyorum da ne yapıyorum
hayallerden başka.
gece yarısı yagmur kokusuyla

hayalperestlik yapıyorum..

Kekeme


Bir kekemelik hayatım
Söylenmiyor
Duyulmuyor
Anlaşılmıyor
Kendimce ilk heceye takıldığım gün,
Farkında değilmiydim kendimin!

Kekemeliğim şimdi sende
Gelsende,
Gelmesende...

Cuma, Ekim 20, 2006

Denge-siz-


seher vakti uykusuzluğu gözlerinde
yorgunsun, üşümüş ve en çokta sevgisiz.
ellerin boşlukta.
seni gördüğümde gülüyor gözlerim.
sen bunu bilmezsin.


tuttuğun hayatın en tenha kenarı
dantel dantel işlediğin herşey
örümcek yuvası.

sevda aydınlığın kör noktası ruhunda,
ruhunu saldığın o dar koridorlarda.

tutunacak bir de dal gerek şimdi bana.
yukarı ki bağdan
üstelik iğde ağacından..

Çırpınış


Aşk adına söylenecek herşey,toprak olmalı.

Kim içimdeki seslerin anahtarı,
Nefsini üzecek karanlıklarda..

Güzel bir akşam
Aşk okur mu diye,
Devre mülk usulü konaklayan bedenler .

Güneş hırçınlığını almış,
Çok aylar geçmiş..

Kelimelerine baktım şimdi..
Hangi ağızdan çıkan seslerdi bunlar.
Senden mi? yoksa başka bedenlerden mi?

Özlemlerimin kurbanı
Çok değil bir parça bahar aradığım.
İnceliklerle örülü bir nefes aydınlık.

Geçmişin acısı da kalmasın artık
Avunacağım söz
Elimde tuzu çıkmış hayat,
Basacağım üzerine
Acıyarak unutacağım..


Uzaklaşmak için
Kelimesiz kalmak için.

Gitme


Bu öfkeye benzeyen kızmışlığım neden?
Kendinden sözlerin kendini bilmezliği.

Yine bir sabah ansızın
Kendimi terk edip uçsuz yollara
İçimden geçip gitti bu kara tren.

Kendimden bir şeyler veremeden daha
Kimsesizce
Sessizce
Beni burada bırakıp
Giden gitti..

Koşmalarım yok! Olmalı mı?
Kimsesizim
Sessizim
İçimde bir ben bile yok ..

Oysa ben
Bahar kokulu uykulardan uyanmışım.
Kimyası bozulmamış sevgilere esir olmuşum.
Bir sevgili edasıyla koşmak için serin yollarda
Sessizliğine aşık olmuşum.

Ölümü unutmuşum da ne olmuş..
Seni sevmelerin keyfi
Seni görmelerin acısı olmuş
Gitmeliyim …

Gitme demiştin…

Ama gitmeliyim.
Seni sevmenin en güzel hali
Sevdim.
Ve artık gitmeliyim.
Senden kalan tek şey, “gitme” diyen sesin.

Akşam üstünde bir merhaba…
Sana ve hayatına
Gitmeliyim..
Gittiğim yer
Sensizliğin en derin şarkısı…

Perşembe, Ekim 19, 2006

OLDU


ACI

acımaz ellerim,
elimde ki kalbim

bir ahh gibidir...
kalbimde ki o kadar acı ki
bilmemelisin.

oysa ben baharda kışı gördüm
ateşte har'ı
sen bilmemelisin. kimse bilmemeli.

bunu konuşmak neye yarar ki.
ben har-ı kalbimde buldum.

bildiğin anladığın değil
anladığını bilmediğini biliyor yüreğin.

bilmek neye yarar ki?
acı k a l b i m d e....

söküp atabilir mi?

Salı, Ekim 17, 2006

Durdum


durdum..
gecenin siyahında yollarımı alıp cebime
gitmeyen en derin yalnızlığım ve ben

ne gece, ne sen, ne de yollardan uzak olmalar

durdum...
sessizliğin en kuytu terkedişi bu
birikmiş sevdaların kiri
neler vardı ruhumda
neler döndü uzaklardan?

ne his, ne acı, nede aşk var

durdum...
yön yok
söz yok
aşk yok
gecenin siyahı ve terkedişleri ruhun.