Pazartesi, Nisan 13, 2009

erbab

erbabı oldum bu aşk mevzuunun,
zamana yenik düşe düşe
sevdanın hangi telinde durduğumun...

acıların, mutlululkların, sevdanın;
erbabı oldum aslında bu dünyanın.
ne ihanetlerden geçti kalp!
ne dostlukları harcadı bilmeden!

acının karşısında kıldan ince bir köprü,
koptu kopacak
erbabı oldum güçlü olmanın,
istemeden sorumluluk almanın,
ve istemeden uzaklara koşmanın.

erbabı oldum ali cengiz oyunlarının,
ali kimdi cengiz neydi demeden koşmanın.

erbabı oldum kaderime bağımlı olmanın,
çizgi çizgi yollarda durmanın,
arzuların karşılıksız kalmasının,
çekimser ve iyimserin.

kör şeytana lanet eden bir dil
ızdıraba minder seren bir ben
nasıl başladıysan öyle işte kader
değişmemenin serin sularında,
alışkanlığın olduğunuda öğrendim.

erbabıyım kendi hayatımın
kendimi nasıl kanırtarak acıttığımı biliyorum!
bilmenin inceliğinde,
aşkla dolan hasretlerimi yanıma aldım.

bir uzmanlığın yalnızlığında
yaşıyorum hayatı.

bir tek yaşamanın erbabı olamadım,
unutmanın,
günü yaşamanın.
gelip geçiyor işte zaman,
birde yaşamayı öğrendiğimde
kaybedecek hiç bir şeyim olmadığında,
yaşamı alacak azrail benden...

bunuda sezdim ama ne çare
aşk adında ki deliliğim bende...
geçit vermiyor işte...

Hiç yorum yok: