Pazartesi, Şubat 05, 2007

nisuka



perdelerinde çiçek yok
kara bir gece gibi duruşun
bir mısranın son kelimesi
içi küf tutmuş bakır bir cezve

gelip geçer tekelinden zamanın
yanımızda kalan onca çocukluğumuzla
koşuyorduk aslında
sevdalara sevdalıydık
kale arkasından yürüyüp
en deli gençliğimizi yollarda bıraktık
kimselerin bilmediği aşikar tenhalara.
sende büyüdün işte otuzbeş koca yıl...
iyi ki doğdun en eski çocukluğum...

Hiç yorum yok: