Cumartesi, Nisan 07, 2007

zamansız

tekmiş, kimsesi yokmuş,
yağmurda ıslanmış ürkek bir yürek
gözlerinde umuda asılı kalmış bir boşluk
ya geçecek bu çileli köprüden
ya gelip geçecek hayat ellerinden

yüz çevirmiş kendinden,özlemekten,sevmekten
yokluğun ne olduğunu anlamaz yüreği
tüm arzuları engin bir karanlıkta
bir ışık işte gelse! bir hüzme sadece
bulacak en körpe aşkı memnuniyetle.

bir başağın sarı sıcak keyfini düşünmüş
güneşe dönük yüzlerin iç açıcı telaşını
çok eski zamanlardan,bilmediği meçhullerden
tek kalan o güçlü duygu bu
annesinin yaşı kadar yaşadığında
en güzel renkleri derecek belki de!
ruhunda bir husumet şimdi,
ne bugüne, ne düne, nede yarına ait
çok ama yok gibi herşey...
ne hissettiğini unuttuğu günler
en başta ne olmuştu?
en ince kelimeler bir balon olmuştu.

sardı sonbaharın acı rüzgarı.....

zaman, saman, tavan...
işte şimdi tastamam,
dünyaya aykırı tüm olanlardan
dışlanıp ruhunun tüm anlamlarından
hiçliğin eşiğinde, yürek atışı kadar tek

bundan sonrası olmayacak
ilk kaybettiği geleceği
önce onu eritip hayatından çıkarmış
sonra fallarda duyduğu masal aşkları
yaşanmış dünleri,gelecek yarınları atmış,
ortada kalan tek bugün
acıdan sıyrılabilir mi bu kadın?
sıyrılıp kalbinin hep kanayan yarasından
herkesten uzak buluşma noktasından
kendi başına olmadığı kalabalığından
ben ruhum ve acılarım derken
ben diyip alıp eline yüreğini
yok edip ruhunu
öylece kalır mı bu kadın?

Hiç yorum yok: