Çarşamba, Kasım 16, 2011

sen ve sen / ben ve ben

ne olduğunu yapraklar fısıldamamışken,
sen tüm bilgeliklere inat;
kalbimize dolan tüm hasretle
yüzleşememişken henüz
zehir saçan kelimelerini
rüzgara bıraktın.
elinde tuttuğun kalem
aklımın en derin köşesine yazdı seni
kalbimin ortasında,
telaşsız,
yalnız,
sessizdin oysa.
bunca terkedilmişlikten geçmişken yüzün,
elinin ateşi kalbinden çokken,
tüm arzuların bende kalmışken,
oldu herşey.

"sen ve sen"

sessizce
kelimesizce
bir kelime ustası iken
yollardan topladığım
bir avuç çakıl taşımı
savurup havaya
bakmadan ardına
çekip gidemeyeceksin
bunu farkettiğinde
geleceksin
geldiğinde
bir sözün olduğunda
sağırlaşmış kalbim
ağırlaşmış ruhum
ıslanmış gözlerim
kalınlaşmış sesimle
eğilip kulağına
fısıldayacağım
artık

"ben ve ben"

Hiç yorum yok: