
sabrını ver bana
sonra tüm bahçelerin çiçek kokusunu
dünya dönüyor bilirim de bilmem aslında
ve zamanın beni eriten bir kıskaç olduğunu
uzaklar ve yakınlar aynı yerde durduğunda
zamanın anlamı kalmadığında
ben içimdeki tüm asiliği özgür bıraktığımda
seni öyle veya böyle!
seveceğimdir.
şimdi bu sevmeler aşk değil
ikimizde biliriz.
bir sevmenin türlü halleri var
bir kadına geri dönmenin de...
takıntılı kelimelerim var benim
duygularım gömülü duruyor
yazdıkça batıyor gözüme
battıkça gözümde çoğalıyor sekaletim
açmaz çıkmaza döndüğünde
çıkmazın açılmayan kapısı, aşk!!
işte ben orada hapsolmuşum
çekinmeden koştuğum o bilinmez derinlikte.
kaç şekilde sevilir bir adam..
sadece sevmek yetermi ki?..
sevmek , sevmekten ötede ise
adı aşk bu eziyetin
kendime ben biçtim bunu
ben seçtim adı aşk olan bu oyunu
ey aşk!
seni bilmezdim önce
karanlığın sesi ile gelirdin derinden
bir vuruş olup kalbimde çarpardın
ben,bilmezdim...
çok geçmedi! sana sevdalandım
terkedilmiş yalnızlığımda besledim seni
seher vakti bir sabah yeli oldun
evime doldun serin yayla kokularıyla
sonra "aşk" adın oldu...
sonra aşkın aşk olduğunu unutturdun.
ölesiye özledim de seni
kalbimde buldum uzak ellerini
gittin de!.. usulcacık bir esintiyle
sen estin
ben fırtına gördüm
sen lutfettin
ben yıkıldım
seni bulmaların hasretinden
seni bilmelerin sevdasından
oradan buradan yaşamdan...
şimdi, sensiz neler geçti bilmem
bildiğim,
sensiz geçen her gün öldüm...
sana yanmaya yatkın bu yürek
yandığımda,
geldiğim yer bende ki o ateş.
sensizlik sağır!!!
gelde şenlendir yüreğimi ağır ağır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder