Cumartesi, Kasım 25, 2006

Gidelim


kalk gidelim, uzaktan sesleri gelen mutluluğa
dizlerimizin bağı çözülsün önce
sonra limanda duran geminin hasarları
nefessiz bir koşmayla gidelim
uzaklara, belki bizden uzaklara
adına ne diyeceğimizi bilmediğimiz bir diyara

ne çok şey eksik deme!
sadece gidelim, oradan buradan konuşurken
yol alıp limanda ki gemiye…
yelken açıp bir koy öteye gidelim.

bu bizi bitiren içimizdeki unutamadığımız çocuklar
onların töreni yapılmadı daha!
gidelim, teklifsizce yürüyüp
iyi niyetin saflığın en çocuk haliyle
açılıp gönül denizimizde uzaklaşalım

rüzgara inat, fırtınaya asi
bir sevda yelkenleri denizden kopuk
koşalım… uğramadığımız bir durak var
durmadığımız bir yol
orada bilmediğimiz bir de güzel hayat

sen en çocuksu coşkumu bulabilirsin
bulmalısın!!!
yoksa ne bu rüzgar, ne bu fırtına
nede bu asi ruhum kalmaz
baharda,yazda, kışta
yemini edilmemiş akşamlarda.

İlk and içtiğim gün çocuktum
yeminin anlamı vazgeçmemekti .
sabah sokaklar, gece uyumaktı o zamanlarda
tövbelerin olmadığı zamanlardı.

Bir tarihim var artık
içinde sen, ben, birde benden bir çocuk ruh
sevdiği bendim; O' ise içimdeki çocuk

Hiç yorum yok: