Cuma, Kasım 10, 2006

sabit mutsuzluk



mutsuzluk alın yazım mı?
gülecek halim yok.
en derin kahkahamın ardından geliyor kederlerim.
yaşamayı ne sevdim ne de nefret ettim.
herşeyin sınırı "doz aşımı" bende.
bir duvar dibine burakılan kuru bir simit gibiyim
içim dışım ve tadım gitmiş
mutsuzum ve mutsuzluğumun bir sebebi yok
ne acı!

tanımlayamayacağım kadar sığ bir keder hali
ne giden ne de gelen hepten.
uzun yıllardır beraber yaşıyoruz.
arada hepten buyurduğunda yok ediyor beni
şuncağız hislerimde kalmıyor...

depresyonda mıyım?
doğuştan depresif mi adım?

kuşkulanamayacak, algılayamayacak, göremeyecek
hayatın dışındayım.
kim verebilir ki bir hayatlık nefes!
kim serebilir ki has bahçenin en nadide güllerini gönlüme!

iyilikten bile korkar olduğum gün,
yüreğime ihanet ettiğim zamanların en acısıydı.
ihanetimin en büyüğü kendime evet,ama
itiraf edecek kadar cesaret furyasında delirmişim.

bir nefes müzik lütfen, yanında da bir yudum su...

gece ile gündüze
kadın ile erkeğe
yaşam ile ölüme ihanetim
sessiz duruşum karanlığın ışığında
ruhum ne zamandır bende değil..
ben ne zamandır bende olanı öteleyip
benim değil diye dışlıyorum
hayat ne zamandır
savunma mekanizmaları altında eriyen bir çark
ben ne zamandır dişlilere sürten bir taş oldum.

kötüyüm! apaçık deliliklerim var.
aşka kucak açıp uzaklara kaçasım var mesela.

hiç bir yerde durasım yok
ama hep aynı yerdeyim
bir kalbe gidesim yok
ama hep bir kalpleyim
geceye küsesim var
ama gece benim
çelişkiliyim
utangacım
korkağım, dahası
yüregimi darlayan boğulmayı anlatacak kelimeleri bulamadım....
ve anladım ki bu birbirine benzer yazıları hep yazacağım...

Hiç yorum yok: